Bazen Sadece Bilmiyoruz
İnsan bazen sadece yoruluyor; bunun altında herhangi bir sebep aramaya gerek yok. Bazı olaylar hiç beklemediğimiz anlarda karşımıza çıkıyor, bazı durumlar bizi ansızın rahatsız edebiliyor. Böylesine anlarda ne yapacağımızı bilememek bence oldukça makul. Bazen bazı şeyleri akışına bırakmak gerekiyor.
Hislerimiz, düşüncelerimiz, olmasını beklediğimiz ya da tam aksine istemediğimiz şeyler... Yarının derdini bugünden, hatta dünden düşünmeye başlamak zihnimizin derinliklerinde geniş bir yer kaplayıp tüm bedenimizi ele geçiriyor. Bunun doğru olmadığını biliyoruz ama yine de başa çıkamıyoruz. Başa çıkmak için farklı yöntemler deniyoruz; kitaplar okuyoruz, kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz, çevremizden fikirler alıyoruz.
Ama unuttuğumuz tek bir şey var: O kapının kilidi sadece biz tarafından açılabilir.
Elbette edindiğimiz bilgilerin faydası var, ancak kendi mental hazırlığımızı yapmadan başkalarının ne dediği ya da ne yapmamızı söylediği hiçbir şey ifade etmiyor. Zaten başkalarının dediklerinden yola çıkarak kendi hayatımıza şekil verdiğimizde, o hayat bizim olmaktan çıkmıyor mu?
Bazen sadece bilmiyoruz. Aslında neyi bilmediğini bilmek güzel şey... Çoğu kimse bilinmezlerin bize zarar verdiğini düşünür, söyler; görmediğimiz şeyden korkarız. Ama bana kalırsa bu koca bir saçmalıktan ibaret. Bildiğimiz ya da bildiğimizi düşündüğümüz şeyler, diğer tüm bilinmezlerle kıyaslandığında çok daha korkutucudur. Çünkü altında yaşanmış bir tecrübe yatar; ne olacağını tahmin edebildiğimiz ya da edebileceğimiz şeyler, ne olacağını hiç bilmediğimiz şeylerden bizi çok daha derinden etkileyebilir.
Bunun çaresi nedir?
Ne yazık ki bilmiyorum.

Yorumlar